Bu Sempozyum Kaçmaz!
|
|
Friday, 30 October 09 - 12:49 PM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|

Kadir Has Üniversitesi İstanbul Çalışmaları Merkezi “Bizans’ın Günümüze Yansımaları” başlıklı uluslararası bir sempozyum düzenliyor. İstanbul Çalışmaları Merkezi ilk büyük etkinliklerinden biri olarak günümüzdeki Bizans düşüncesine odaklanan bir konferansa ev sahipliği yapıyor. Böyle bir konferans, Bizans araştırmacıları ve meraklıları için İstanbul’un dününü, bugününü ve geleceğini anlamada Bizans’ın farklı algılanışlarının oynadıkları rolleri anlamada bir fırsat olacak. Bu etkinliğe sadece Bizans uzmanlarının değil, diğer disiplinlerde çalışan akademisyenlerin ve İstanbul halkının da katılımı bekleniyor.
19-21 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan sempozyuma ulusal ve uluslararası pek çok akademisyen katılıyor. Sempozyumun yanı sıra; aynı tarihler arasında Bizans temalı Türk filmleri gösterilecek, Bizans müziğinin geçmişi ve bugünü ile ilgili bir performans da gerçekleştirilecek.
Sempozyum hakkında detaylı bilgi programı ve detaylı bilgi http://www.khas.edu.tr ve İstanbul Çalışmaları Merkezi Müdürü Matthew Gumpert’ten gumpert@khas.edu.tr edinilebilir.
TAY'dan Bizans Açılımı!
|
|
Sunday, 18 October 09 - 08:09 PM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|

Türkiye’deki arkeolojik alanların ve bu alanlardaki tahribatın envanterini yapmak için yola çıkan ve bu alanda dünyada bir ilk olan TAY Projesi, çalışmalarının sonuçlarını üniversitelerin,sivil toplum örgütlerinin ve halkın kullanımına açıyor. Türkiye’deki arkeolojik yerleşimlerin tespiti, listelenmesi ve korunması amacıyla 16 yıldır çalışmalar yapan Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi, son yıllarda bulunan Bizans dönemi kalıntılarına ulaşmak için internette bir veri tabanı oluşturdu. www.tayproject.org adresinden ulaşılabilecek olan Bizans veri tabanı, Bizans dönemi eserlerinin bu ölçüde belgelenmesi açısından dünyada bir ilk.
Kazı çalışmaları yapılan yerlerin harita bilgilerinin, coğrafi özelliklerinin ve fotoğrafların olduğu sitede var olan tahribatları da tüm detaylarıyla izleyebiliyorsunuz. Sitede yapılan bir önemli yenilikte: Arkeolojik ihbar hattı. Arkeolojik eser tahribatı ve kaçakçılığının önlenmesi amacıyla oluşturulan ihbar hattı sayesinde şikâyette bulunabilecek, kaçak kazı ihbarı yapılabilecek.
TAY tarafından hazırlanan 2008 Türkiye Arkeolojik Tahribat Raporu'yla, Marmara Bölgesi’ndeki tüm Bizans yapıları güncellenerek belgelenmiş oldu. Daha da önemlisi arkeolojik kalıntıların görsel bir arşivi oluşturuldu. Bunun bir başlangıç olmasını, topraklarımızda bulunan tüm kültürel mirasımızın (tahribat raporunun) bir farkındalık yaratmasını umuyoruz.
16 Sporcunun Anıtı Bulundu!
|
|
Thursday, 15 October 09 - 02:05 PM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|
Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Gülpınar beldesindeki antik Apollon Simintheion Tapınağı’nda, bir haftada 16 anıt ortaya çıkarıldı. Apollon Simintheion Kazı Ekibi Başkan Yardımcısı Davut Kaplan, Apollon Smintheion’un, Troya antik kentindeki Athena Tapınağı’ndan sonra Troas bölgesinin en önemli ikinci kutsal mekânı olduğunu belirtti.
Tapınağın da içinde bulunduğu kutsal alanın ortaya çıkarılmasından yaklaşık 30 yıl sonra, kazıların son gününde 40 kişilik ekiple rekor denebilecek bir çalışmaya imza attıklarını vurgulayan Kaplan, “2009 sezonunun son haftasına girdik. Bu haftaki kazılar çok başarılı geçti. En heyecanlı bölümü, kutsal alanla ilgili 16 anıt bulmamızdı. Bunların hepsi, Apollon Smintheion adına düzenlenen şenliklerde ödül almış sporcuların heykel kaideleri ve onurlandırma yazıtları. Bunların dizili olduğu yer
Din adamlarının kullandığı hamamın da bu yolun bir parçası olduğunu anlatan Kaplan, ele geçen buluntular doğrultusunda tapınak, hamam ve kutsal yolun hepsinin Apollon’a adandığını belirtti. Arkeologlar, ele geçen 16 anıtın; burada düzenlenen şenliklere katılan sporculara ait olduğunu ve her sporcunun babasının adı da yazılarak dikildiğini açıkladı.
Kaynak
Kayıp Halka Bulundu mu!
|
|
Thursday, 15 October 09 - 09:19 AM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|

Çinli ve Britanyalı paleontologlar, 160 milyon yıl önce yaşamış yeni bir tür olan uçan sürüngenin fosillerini keşfetti. Charles Darwin’in isminden esinlenilerek, "Darwinopterus" adı verilen bu yeni türün tartışmalı bir evrim tipi olan "modüler evrim" konusunda ilk açık kanıtları sunduğunu belirtiliyor. Çin’in kuzeydoğusunda bulunan 20 yeni fosilin, uçan sürüngen pterozorların ilkel ve daha gelişmiş olanlarıyla benzerlikler taşıdıkları söyleniyor.
Bugüne kadar bu yaratıklardan iki belirgin grup biliniyordu. İlki; uzun kuyruklu ilkel pterozorlar ve ikincisi ise gelişmiş olan kısa kuyruklular. Bu iki grup arasında ise fosil kayıtlarında büyük bir boşluk bulunuyordu. Yeni bulunan fosillerin bu evrim zincirinin kayıp halkası olabileceğini belirten araştırmacılar, kafası ve boynuyla gelişmiş pterozorlar gibi olan ve şahini andıran Darwinopterus’un iskeletinin geriye kalan kısmının daha çok ilkel olanlarına benzediğini kaydetti.
Paleontologlar, bu yaratığın, doğal seleksiyonun, bir özelliği değil tümden bütün özellikleri çabucak değiştirdiği modüler evrim denilen evrim tipine kanıt olabileceğini belirterek, bu türün uzun çenesi ve keskin dişlerinin bulunduğu; gagasıyla, diğer türleri yakalayıp öldürmekte usta olduğunun tahmin edildiğini söylüyor. Ayrıca; 160 milyon yaşındaki fosillerin, ilk kuş Archaeoptery’nin ortaya çıkışından 10 milyon yıl öncesine tarihlendiğini belirten araştırmacılar, Pterodaktil de denilen pterozorların, 65 ila 220 milyon yıl önce yaşayan uçan sürüngenler olduğunu vurguluyor.
Kaynak
Neron'un Yemek Keyfi!
|
|
Tuesday, 13 October 09 - 09:36 AM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|
Roma İmrapatoru Neron'un yemek odası olduğu düşünülen, yuvarlak formdaki yemek odasının keşfi bilim dünyasında heyecan yarattı.
Villedieu, “Antik Palatine Tepesi’nde bulunan salonun,
Allianoi'nin Çığlığı Dinmiyor!
|
|
Friday, 02 October 09 - 01:58 PM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|
İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 25.09.2009 tarihli yeni kararında, “Allianoi’de ortaya çıkarılan kültür varlıklarını korumak için en uygun yöntemin mille kaplamak olduğu; mille kaplandıktan sonra da Yortanlı Barajı’nda su tutulmasında bir sakınca olmayacağı”, ifade edildi. Bir üyenin karşı oyuyla alınan bu karar, Danıştay’ın 23.06.2009 tarihli “Yürütmeyi Durdurma Kararı”nı yok sayar nitelikte.
İzmir II Numaralı Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Başkanı Dr. Buğra Gökçe’nin karşı oyuyla çıkan karara, Doç.Dr. Mehmet Özcan, Ali Zafer Çakmakcı, Burhanettin Yurdagül, Refika Erkızan, Doç. Dr. Turan Takaoğlu, Yrd. Doç.Dr. K. Mert Çubukçu, Sıdıka Tunga ve Adnan Sarıoğlu onay verdiler.
Anımsanacağı gibi, Allianoi'nin mille örtülmesi ve ardından baraj sularına gömülmesini öngören İzmir II.Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu'nun 10.10.2007 tarihli kararı hakkında Danıştay, davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın savunmasını dahi almadan yürütmeyi durdurma kararı vermişti.
Koruma Bölge Kurulunun kararının iptal istemini, 31.12.2008 günlü, E: 2008/945, K:2008/2089 sayılı Kararı ile reddeden İzmir 4. İdare Mahkemesi'nin bu kararının temyiz incelemesini yapan Danıştay 6.Dairesi, 23.06.2009 tarih ve 2009/6810 Esas sayılı kararı ile davalı idarenin savunmasını almaya gerek görmeden yürütmeyi durdurma kararı vermişti.
Danıştay’ca yürütmesi durdurulmuş olan Yerel Mahkeme Kararı, 717 Sayılı İlke Kararı’nın 2. ve 3. Maddelerinin Danıştay 6. Daire’nin 26.11.2008 tarih 2006/8266 K. sayılı ilamı ile iptalinin (Sayın Yerel Mahkeme’ce) görmezden gelinmesi nedeniyle yasal dayanaktan yoksun kalmıştı. Bu “Yürütmeyi Durdurma Kararı” ile Allianoi'nin oldu bitti ile sulara gömülmesinin önüne geçilmişti. Allianoi'yi yok edecek tüm işlem ve kararların hukuka aykırı olduğu artık kesinleşmişti. Bu gelişme üzerine, bilimsel kazıların tekrar başlamasını, kazı izni verilmesini bekliyordu kamuoyu. Henüz günyüzüne çıkarılamamış olan %80’lik alanın da insanlığın kültür mirasına katılması için umut doğmuştu.
Yeni alınan karar doğrultusunda “Bilim kurul ve komisyonları tarafından hazırlanmış olan raporlarda, ortaya çıkan kültür varlıklarının, Yortanlı Barajında su tutulmaması halinde dahi, doğal haline bırakılarak korunmasının mümkün olmadığı ve bunların mille kaplanarak korunmasının uygun yöntemlerden biri olacağının belirtildiği anlaşılmıştır” deniyor.
BU NASIL BİR KORUMA ANLAYIŞIDIR anlamak mümkün değil! Bir kez daha anımsatmak isteriz: Anayasanın 63. Maddesinde “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunması sağlar” deniliyor. Fakat kurul raporunda, Allianoi’nin 1. Derece Sit olduğu belirtilirken, baraj su tutmasa bile (!) mille kapatmaktan söz ediliyor. Bu anlayışa, SÖZÜN BİTTİĞİ YER diyoruz.
Çanakkale'nin Venüs İdolü!
|
|
Tuesday, 29 September 09 - 09:22 AM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|
Çanakkale'nin Ezine ilçesine bağlı Mahmudiye beldesindeki Bozköy-Hanaytepe'de, Truva’nın bölgedeki etkisinin hangi alanlara kadar yayıldığını belirlemek için Çanakkale Bozköy yakınlarındaki Hanaytepe Höyüğü’nde başlatılan yüzey araştırmasında 5 bin yıllık Venüs heykelciği bulundu.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Troya Kazı Heyeti Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Rüstem Aslan, "Araştırmalar sırasında 5 bin yıllık, o dönemde kadını sembolize eden mermer Venüs idolu, bunun yanında tarih öncesi dönemlerde insanların mallarını işaretledikleri bir mühür bulduk. Bu mühür kazılarda bile ender çıkan buluntulardan biridir. Bunun dışında yine burada görebileceğimiz taş baltalar, çok iyi işlenmiş ve bezeklerle süslenmiş çanak çömlekler, yün eğirmede kullanılan ağırşak gibi buluntular elde ettik" dedi.
Aslan, yüzey araştırmasında elde edilen buluntular sonucunda Bozköy-Hanaytepe'nin İlk Tunç Çağı'ndan itibaren önemli bir yerleşme yeri olduğunun ortaya çıktığını ifade ederek, Troya'nın Tunç Çağı'nda bölgeyi tek başına kontrol eden bir yerleşme olmadığına, aksine diğer yerleşmelerle yani istasyon veya kale denilen yerleşmelerle bölgeyi kontrol ettiğinin anlaşıldığına dikkati çekti.
Kaynak
Çizgilerde Anadolu!
|
|
Wednesday, 16 September 09 - 09:58 AM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|
Rezan Has Müzesi, 1 Ekim -1 Kasım 2009 tarihleri arasında “Çizgilerde Anadolu” isimli karikatür sergisi açıyor. Türkiye, kültür varlıkları açısından yeryüzünde en gıpta ile bakılan topraklar üzerinde olmasına rağmen, aynı zamanda eski eserlere en fazla tahribatın ve talanın yapıldığı bir ülke ne yazık ki. Geçmişimizin elle tutulur gözle görülür nesneleri olan kültür varlıkları; definecilik, kaçakçılık ve yağmacılık gibi tehlikelerin gölgesi altında. Bu tahribatın acı tarafı ise, Kültür varlıklarının karşı karşıya kaldığı tehlikenin, zamanın yok edici yeteneğinden değil; bizzat onu yaratan canlının kendisinden gelmesidir.
Aktüel Arkeoloji dergisinin 2009 yılında düzenlediği karikatür yarışması; bugünün sanatçılarının dilinden tahrip edilen her türlü mirasımızın nasıl yok edildiğini ironik bir şekilde gösteriyor.
“Çizgilerde Anadolu” sergisi; büyüyen kentlerin binaları, barajların suları, kaçakçıların kazmaları altında yok edilen, görmezden gelinen ya da yok edilme tehlikesi yaşayan İNSANLIĞIN ORTAK MİRASI Anadolu’yu anlatıyorlar ortak bir karikatür diliyle. Çizilen, boyanan, içerisinde bir fikrin olduğu her karikatür, Anadolu’nun bilinçli ya da bilinçsizce nasıl yok edildiğini bugün… nasıl Anadolusuz kaldığımızı gösteriyor bir kez daha.
Müze haftanın hergünü 09.00-18.00 arasında ücretsiz olarak gezilebilir.
Yağmalanan Kasrın Çinileri!
|
|
Monday, 14 September 09 - 03:17 PM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün açıklamasına göre, 1940'tan beri ilginç hırsızlıklara sahne olan Kasr’dan 400'den fazla çini çalındı. Yalnız 2003'te 17. yüzyıla ait 24 çini kayboldu. 3 yıl boyunca izine rastlanmayan eserler, Londra'da ortaya çıktı. Ünlü bir müzayede evi olan Sotheby's, çinileri 2007'de satışa çıkardı. Vakıflar Genel Müdürlüğü Kaçakçılık Daire Başkanlığı'nın takibinde olan ve İnterpol'ün de aradığı eserler arasında yer alan çinilerin satışı hemen durduruldu. Türkiye'ye getirilen çinilerin öncelikle bakımları yapıldı ve yeniden kullanılabilecek duruma getirildi.
İstanbul Ticaret Odası sponsorluğunda yapının restorasyon çalışmalarına başlandı. Restorasyon sırasında mevcut çiniler tek tek sökülerek numaralandırıldı. 10 bin civarında sayımı yapılan çinilerin 500 tanesi ise sahte çıktı. Daha önceki restorasyonlarda gerçeklerinin yerine sahte çinilerin yerleştirildiği tespit edildi. Zemin hazırlama ve projelendirme çalışmalarının tamamlanmasının ardından 'kasırbaş' olarak adlandırılan en görkemli odanın duvarından sökülen çiniler halen boş olan orijinal yerlerine takılmayı bekliyor.
Kaynak
Piskoposluk Sarayı Bulundu!
|
|
Monday, 07 September 09 - 10:08 AM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|
Topkapı Sarayı 1. avlusunda
Aya İrini Kilisesi'nin güney cephesindeki yapı kalıntılarının Piskoposluk Sarayı olduğu düşünülüyor. Çalışmaları yürüten kazı ekibinden Bizans sanatı uzmanı Hayri Fehmi Yılmaz, 1940'lı yıllarda burada bir çalışma yapıldığını, yapının varlığından haberdar olunduğunu belirterek, ''Yalnız yaklaşık 50 yıldır kaderine terk edilmişti ve zamanla içerisi bitkiler arasında kalmış, çöplerle dolmuştu'' dedi.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Başkanlığında İstanbul ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi sanat tarihi bölümleri tarafından 1,5 ay süren temizleme çalışmalarıyla birlikte yapının ne olduğunun daha iyi tespit edildiğini söyleyen Yılmaz, ''Bazı araştırmacılar Sampson hastanesi, bir düşkünler evi olabileceğini söylemiştir ama bizim çalışma ekibimiz biraz daha farklı düşünüyor bu konuda. Hemen bitişiğindeki Aya İrini ile birlikte inşa edilmiş bir yapı, onunla organik bağları var. O yüzden çok büyük ihtimalle burası şehrin Piskoposluk Sarayı ile ilgili kalıntıları olsa gerek. Aya İrini'nin hem içerisine hem avlusuna birçok giriş var. Hatta Aya İrini'nin galeri katına gidiş de yine bu kalıntı içerisindeki bir rampadan sağlanıyor. Dolayısıyla bu ikisi bir ortak yapı diye düşünüyoruz. Burası zaten Aya İrini ve Ayasofya ile birlikte aynı avlunun içerisindeydi. İkisine birden 'Büyük Kilise' deniyordu ve büyük bir çevre duvarıyla bu alan çevrilmişti. Yapı kalıntısı onun içerisinde bu da Ayasofya ve Aya İrini gibi 6. yüzyıla tarihlendiriliyor.'' dedi.
Yapı kalıntılarının önemli bir kısmının 6. yüzyıla ait olduğunu belirten Yılmaz, yapının Bizans sivil mimarisinin önemli örneklerinden biri olduğunu belirterek; bu alanın Bizans devrinden sonra da önemini koruduğunu söyledi. İstanbul'un merkezi, akropolü olan alandan daha eski dönemlere ait bulguların çıkabileceğine de işaret eden arkeologlar, henüz ne olduğunu bilmemekle birlikte alanda bazı çakmak taşı parçalar bulduklarını belirttiler.
Günyüzüne çıkan Piskoposluk Sarayı'nın altında da pagan dönemine ait Artemis Tapınağı’nın olabileceği tahmin ediliyor. İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ferudun Özgümüş “İnşallah bu yapıların altında pagan tapınağını da bulacağız.” dedi.
Kaynak
... More items are available in my News Archive