En Eski Müzik Aleti!
|
|
Wednesday, 01 July 09 - 10:52 AM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|

Almanya Tueningen Üniversitesi’nden arkeologlar, HohleFels Mağarası’nda kemikten yapılmış, 35.000 yıllık bir flüt bulduklarını ve bunun bilinen en eski el yapımı müzik aleti olduğunu açıkladılar. Nature dergisinin son sayısındaki makaleye göre, fildişinden yapılma kaval, geçen eylülde Ach vadisinde bir mağarada parçalanmış olarak bulundu. 12 parça halinde bulunan kavalın uzunluğunun 21,8 cm, kalınlığının 8 mm olduğu belirtildi. Kavalı inceleyen uzmanlar, aletin yüzeyi ve yapısının mükemmel durumda olduğunu, bunun da aletin nasıl yapıldığına dair fikir verdiğini bildirdi.Kavalda 5 delik ve 4 ince çizgi bulunuyor. Çizgiler, muhtemelen, deliklerin açılacağı yeri önceden belirlemek için konulmuştu. Kavalın bir ucunda da V şeklinde girinti bulunuyor. Bu girintinin ağızlık olduğu tahmin ediliyor.
Aynı arkeologlar, Hohle Fels mağarasının da yer aldığı Güney Almanya’daki mağaralarda şimdiye dek 7 tane kemik flüt bulmuşlar, son bulunansa diğerlerinden biraz daha eski. Kemikten flütlere daha önce Avrupa’nın başka bölgelerindeki kazılarda da rastlanmıştı. Fransız Pireneleri’nde (en eskisi günümüzden 30.000 yıl öncesinden kalan) 22 tane kemik flüt ve Avusturya’da da 19.000 yıllık olduğu düşünülen bir kemik flüt bulunmuştu.
Araştırmacılar, modern insanın atalarının (ve muhtemelen Neandertaller’in) 35.000 yıldan çok daha uzun bir süredir müzik yaptıklarını ancak, Hohle Fels flütünün ve diğerlerinin günümüzdekine daha çok benzeyen kültürel davranışların güçlü kanıtları olduğunu açıklıyorlar.
Kaynak
Mutfak Kültürü ve Yemekleri!
|
|
Thursday, 25 June 09 - 03:11 PM (GMT +02:00) By Ze min in Haber |
|

I.Uluslararası Doğu Anadolu Bölgesi Geleneksel Mutfak Kültürü ve Yemekleri Sempozyumu, 24-26 Haziran ayı günleri arasında Bitlis'te gerçekleştirilecek.
Sempozyum programı için burayı. (pdf)
Sempozyumun afişi için şurayı tıklayın.
Allianoi:Dünü,Bugünü,Yarını!
|
|
Wednesday, 10 June 09 - 04:35 PM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|

Rezan Has Müzesi'nin 12 Mayıs 2008 tarihinde düzenlediği "Allianoi: Dünü, Bugünü, Yarını" başlıklı panelin yayını hazırlandı. Nezih Başgelen'in oturum başkanlığında; Allianoi kazı başkanı Ahmet Yaraş başta olmak üzere, DSİ Başmühendisi Ahmet Tomar, Allianoi Girişim Grubu dönem sözcüsü Hilal Küey ve Prof.Dr. Yılmaz Savaşçın Allianoi için ilk kez aynı masada yer alarak, antik kentin dünü,bugünü ve yarınını tartıştılar.
"Allianoi: Dünü, Bugünü, Yarını" başlıklı kitapta, panele katılanların sunumları dışında; Allianoi Antik Kenti ile ilgili 2001 yılından bu yana çıkan tüm kararlar, davalar, soruşturma raporları, oluşturulan projeler, sivil toplum örgütlerinin ve Avrupa Birliğinin mektupları yer alıyor. Kitabın içinde yer alan Çoşkun Aral'ın Sessiz Çığlık isimli belgeseli de yayını tamamlar nitelikte. Allianoi için bir referans kitap değeri taşıyan bu yayını Rezan Has Müzesi'nden ve Arkeoloji-Sanat yayınlarından edinmek mümkün.
Yok Edilen Zamanı Belgelemek!
|
|
Monday, 01 June 09 - 10:04 AM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|

16 yıldır Türkiye'nin arkeolojik envanterini çıkartmak için çalışmalarını bağımsız ve gönüllü olarak sürdüren Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri- TAY Projesi, 2008 yılında gerçekleştirdiği "Marmara Bölgesi Bizans Dönemi Yapıları Keşif Gezisi"nin ilk sonuçlarını ve tahribatın boyutunu açıklıyor. Kültür varlıklarının korunmasına yönelik sorunları ve çözüm önerilerini tartışmaya açıyor.
9 Haziran 2009 tarihinde, Pera Müzesi Oditoryumu'nda saat 19.00' da "Yok Edilen Zamanı Belgelemek" isimli bir panelle "Marmara Bölgesi Bizans Dönemi Yapıları Keşif Gezisi"nin ilk sonuçları Engin Akyürek ve Özgen Kurt tarafından tartışılacak. Katılım ücretsiz ve herkese açıktır.
Yer: Pera Müzesi Oditoryumu
Tarih: 9 Haziran 2009, saat 19.00
Adres: Meşrutiyet Cad. No: 47 Tepebaşı/ Beyoğlu
Harabeyi Düşünmek!
|
|
Friday, 22 May 09 - 12:01 PM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|

Kadir Has Üniversitesi bünyesinde kurulan İstanbul Çalışmaları Merkezi'nin düzenlediği "Harabeyi Düşünmek" başlıklı sempozyum 22-29 Mayıs tarihleri arasında Kadir Has Üniversite'sinde gerçekleşecek. Bu sempozyum, önümüzdeki yıl boyunca devam edecek bir serinin ilk toplantısı olacak ve geleneksel kalıpların dışına çıkmaya hevesli, yenilikçi akademisyenler tarafından yapılacak, kuram odaklı çalışmaların paylaşıldığı bir platform olacak.
Bu serideki bütün toplantılar aynı imgelem, fikir ya da anlamdan yola çıkarak ,bütünü kavramayı amaçlıyor. Konuşmalar tamamen İstanbul üzerine odaklanmak durumunda değil; ancak İstanbul, bütün konuşmalar için bir çerçeve, bir görüş, bir arkaplan veya referans noktası olacak.
Program
Cuma 22 Mayıs
Matthew Gumpert: Açılış konuşması: Catachresis, or the Ruin
Walid Raad: Sweet Talk
Kokteyl
Pazartesi 25 Mayıs
Trevor Hope: City as Monument: Pierre Loti
Salı 26 Mayıs
Trevor Hope: City as Archive: Orhan Pamuk
Carsamba 27 Mayıs
Jalal Toufic: Ruins
Film Gösterimi: The Shining (18:00)
Perşembe 28 Mayıs
Jalal Toufic: Transit Visa to the Labyrinth!
Cuma 29 Mayıs
Pelin Tan: Did You Say Architectonic Homo Sacer or Vampires?
Ayrıntılı bilgi için:
Matthew Gumpert
İstanbul Araştırmaları Merkezi Müdürü
gumpert@khas.edu.tr
Tel: 0 212 5336532 – dahili hat 1337
Sempozyum Başlıyor!
|
|
Wednesday, 20 May 09 - 11:15 AM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|

Bu yıl 31.'si düzenlenecek olan Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu'na Pamukkale Üniversitesi ev sahipliği yapıyor. 25-29 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan Sempozyum, Pamukale Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde 25 Mayıs saat 10.00'da başlayacak. Dört ayrı salonda gerçekleşecek olan sempozyuma bu yılda büyük bir katılım bekleniyor. Marmaray kazıları başta olmak üzere pek çok yeni kazı raporları da sempozyumda yer alacak.
Sempozyum, 30 Mayıs Cumartesi günü "Çevre Gezisi" ile sona erecek. Sempozyum programına buradan ulaşabilirsiniz. Sorularınız için
aşağıdaki telefon numarasından ve e-posta adresinden Pamukkale Üniversitesi'ne ulaşabilirsiniz.
Dekanlık telefon: +90 258 296 35 52
Sempozyum e-posta: kazisempozyum31@pau.edu.tr
İstanbul'un Geçmişi İçin Bir Gelecek!
|
|
Thursday, 07 May 09 - 12:04 PM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|

İstanbul kentinin arkeolojisinin prehistoryadan günümüze keşfedildiği ve tartışıldığı 2009 Arkeoloji Konuşmaları serisi bir değerlendirme paneli ile sona eriyor. İstanbul’da arkeoloji adına beklentiler ne olmalı? Kazı ve araştırma projeleri nelere odaklanmalı? Kazı alanları ve buluntular nasıl değerlendirilmeli? Arkeolojik bilgi İstanbullularla buluşuyor mu? Kentin geleceğini uzak geçmişi ile bütünleştirerek kültürel olarak daha zengin, çok katmanlı, derin bir İstanbul’da yaşamak için öneriler, beklentiler ve dileklerin tartışılacağı panel Yapı Kredi Sermet Çifter Salonu'nda gerçekleştirilecek.
Moderatörlüğünü Gül Pulhan'ın yapacağı panelde; Sevil Gülçur, Şeniz Atik ve Korhan Gümüş konuşmacı olarak yer alıyor. 11 Mayıs Pazartesi günü saat 18.30'da başlayacak olan panel herkese açık ve ücretsiz.
Konu: İstanbul’un Geçmişi için bir Gelecek
Moderatör: Gül Pulhan
Konuşmacılar: Sevil Gülçur, Şeniz Atik, Korhan Gümüş
Yer: Yapı Kredi Sermet Çifter Salonu, 18.30
Yeni Bir Bülten: Önasya Arkeolojisi!
|
|
Wednesday, 06 May 09 - 02:15 AM (GMT +02:00) By Ze min in Haber |
|

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne bağlı, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı çalışanları, yılda iki kez çıkması planlanan bir bülten hazırlamaktalar. Bültenin içeriğinde, anabilim dalını tanıtıcı yazılar, bölümün gerçekleştirdiği arkeolojik çalışmalar ile ilgili bilgiler ve bunun yanında çeşitli kitap tanıtımları, röportaj ve haberler olacak. Akademik çevrenin yayın fakiri olması ve geleneksel akademik işleyişin bir parçası olarak varolması gereken "dergi"lerin eksikliği, umarız bu tip bülten çalışmalarının gelişmesiyle rayına oturur.
Girişimlerinden dolayı akademik kadroyu kutlar, çalışmalarının gelişerek ve daha kalıcı olacak şekilde sürmesini temenni ederiz.
Önasya Arkeolojisi adlı bültene buradan ulaşabilirsiniz (pdf).
İlk İstanbullu Yenikapı'dan Çıktı!
|
|
Monday, 27 April 09 - 12:20 AM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|
Yenikapı Marmaray istasyonu inşaat bölgesindeki balçık alanda, yapılan kazı sırasında, 9 metre 40 santim derinlikte bir iskelet bulundu. İskeletin etrafı açıldığında ise bugüne kadar alışılmışın dışında bir mezar ile karşılaşıldı. Başı batıya, ayakları doğuya doğru yatırılan iskeletin yanında, dönemin silahı yay olduğu tahmin edilen bir alet bulundu. Sal şeklinde mazgallı bir ahşabın üzerine yatırılan iskeletin, bebeğin ana rahmindeki duruş pozisyonunda (hoker) gömüldüğü saptandı.
Kazı ekibinin yaptığı açıklamaya göre, cinsiyeti henüz tespit edilemeyen iskeletin dişleri sapasağlam durduyor. İskeletin diş özünden alınacak bir örnekle DNA yapısı, nasıl öldüğü ve hangi kavime ait olduğunun tespit edilebileceği belirtildi. İskeletin ayak ucunda, çömlek içinde henüz cinsiyeti belirlenmeyen, 5 yaşlarında
olduğu tahmin edilen bir de çocuk iskeleti bulundu. Dünya tarihinin en önemli, en iyi örneğinin keşfedildiğini belirten Arkeologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Doç. Dr. Necmi Karul ve Kazı sorumlusu Yaşar Anılır; İstanbul arkeoloji tarihi açısından çok önemli olan bu buluntunun Yarımburgaz, Fikirtepe Neolitik kazılarından daha eski olduğunu belirterek, mezarın İstanbul’un bulunan en eski mezarı olduğunu vurguladılar.
Neolitik döneme (Yeni Taş Çağı'na) tarihlenen ahşap ızgara üzerine yatırılmış iskeletin, Anadolu ve Avrupa’da bilinen başka bir örneğinin olmadığını belirten Anılır, İstanbul'un ilk sakinlerinin, olasılıkla büyük kavimler göçü sırasında gelip buraya yerleşmiş olabileceklerini tahmin ettiklerini açıkladı. "Macaristan ve Orta Balkanlar’la karşılaştırmalarını yapacağız. Ancak netleşen en önemli sonuç; Yunanlıların, ‘İstanbul’u Yunanlılar kurdu’ tezinin tamamen bitmiş olmasıdır” dedi.
Prof. Dr. Mehmet Özdoğan: “İş makinesinin girmemesi çok iyi oldu. Özeleştiri yapıyorum ben de iş makinesinin girmesini söyleyerek hata yapmışım. Müze arkeologlarını kutlamak lazım. O çamurun içinde bu iskeleti yakalamaları muhteşem bir olay. İskelet incelendiğinde müthiş bilgilere ulaşılacaktır. Kurtarma kazıları değil, kent belleğini ortaya çıkarıcı kazılar yapılması gerektiğini Yenikapı bize öğretti.”
Doç. Dr. Necmi Karul: “Yenikapıdaki süprizler artık şaşırtmıyor. Her biri çok değerli. Bu kadar iyi korunmuş bir mezar ilk kez bulunuyor. Tarih öncesi dönemden ölü gömme adetleri ile ilgili günümüze ulaşan en iyi örnek. İstanbul’un en iyi korunmuş en eski adamı. Ana rahmindeki şekli ile gömülmüş olması da oldukça ilginç bir gömü adeti.”
Not: Yenikapı'daki kazıları daha önce bir kaç defa haber yapmıştık (1-2-3). Kazılardan çıkanlar, tutarsız ve mesnetsiz girişimlerde bulunmak isteyenleri utandırmaya devam ediyor. Ama bu ilk değil ve maalesef de son olacağa benzemiyor. Çıkan yeni buluntular gerçekten İstanbul gibi bir "yığın" kentin içinde çok büyük değere sahipler. Özellikle de eski şehrin olduğu bölgelerde kazı yapmak büyük bir şans. Tabi doğru ellerde. Evet ilk defa böyle bir gömü ile karşılaşılmaktadır ve arkeolojik olarak paha biçilmez bir veridir bu. Ama başka ilkler de var olayın içinde. İlk kez, bu konularda yetkin ve yetkili diyebileceğimiz biri çıkıp, hata yaptığını söyleyebilme büyüklüğünü göstermektedir. Türk Arkeoloji açısından, en az keşfedilen buluntular kadar değerli bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz bunun. Zira bu tür arkeoloji ve koruma kültürü ile alakalı konularda, yetkili yetkisiz ne sıfatla olursa olsun, insanların kıvırmalarına; tutarsız açıklamalarına ve bilimden uzak yaklaşımlara o kadar alıştık ki, Mehmet Özdoğan hocamızın açıklaması bir ilk olarak zikredilmeyi hak etmektedir. Kendisine yakışan bu olgun tavrından dolayı kutlar, herşeye rağmen kimseyi karşısına almamaya özen gösteren üslubuna da saygılarımızı sunmayı bir borç biliriz. Umarız bu değerli hocamızın davranışı, kendini "otorite veya en yetkili" kabul eden insanlara da örnek olur.
Değinmek istediğimiz bir diğer önemli nokta ise, Yenikapı'daki arkeolojik kazıların alan sorumlusu olan Yaşar Anılır ile ilgili. Kendisini her ne kadar keşfi yapan ekibin sorumlusu olarak kutlasak da, konuyla ilgili olarak sarf ettiği bazı sözlerine anlam veremediğimizi belirtmek isteriz. Tekrarlayacak olursak, kendisi şöyle demektedir:
"Ancak netleşen en önemli sonuç; Yunanlıların, ‘İstanbul’u Yunanlılar kurdu’ tezinin tamamen bitmiş olmasıdır”.
Artık insan bu gelişmenin üzerine kına gecesi mi düzenlesin yoksa bu ülkenin tarihçisi de arkeoloğu da niye bu kadar "tarih yöntem bilgisi"nden yoksun diye üzülsün bilemiyor. Anakronizm (tarih yanılgısı) kavramını hatırlatmak isteriz kendisine. Tarihöncesi dönemde İstanbul diye bir yer mi vardı ki, yeni buluntular ile İstanbul'u kuranların kimliği değişmiş oldu. Ayrıca nedir bu "Yunanlı kompleksi". Yoldan geçen vatandaş söylese hadi neyse de, bu kadar önemli bir kazının alan sorumlusu olan kişi, nasıl bu kadar bilimsel ölçütlerden uzak bir bakış açısına sahip olur! Yunanlı diyerek kesip atılan, ötekileştirilen, gavur dölü kabul edilen bir kültür algılayışı, üstelik de tarihçi donanımına sahip olması gereken insanların gözünde nasıl ortaya çıkmakta. Yunan veya daha doğru şekli ile Helen Uygarlığı'nı, Anadolu'nun yerel halkının ve nispeten yeni göç etmiş toplulukların beraber oluşturduğu bir sentez olarak kabul etmemiz gerektiğini ne zaman anlayacağız. Biz ne kadar Türk isek o kadar da Anadolu insanıyız. Biyolojik olarak da bu böyle, kültürel olarak da. Peki bunu önce anlaması gereken, meslekten insanlar değil midir sizce de?
Biz not diye düşelim, gerisi Allah Kerim.
Allianoi İçin İlkesizlik Kararı!
|
|
Monday, 13 April 09 - 01:20 PM (GMT +02:00) By Al batros in Haber |
|
Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete'de yayınlanan Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu yeni İlke Kararıyla tarihi eserleri ve kültür varlığını suya gömmek için yeni bir düzenleme getirildiğini belirten Allianoi Gişim Grubu tarafından 10 Nisan Cuma günü İzmir'de bir basın açıklaması yapıldı.
Allianoi Girisim Grubu Dönem Sözcüsü Alime Mitap tarafından okunan açıklama metni şöyle:
"Kültür Bakanlığı Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, 717 sayılı ilke kararının 2. ve 3. maddelerinin Danıştay’ca iptal edilmesi üzerine, temyize gitmek yerine, bu maddeleri değiştirmek yoluna gitti. 07.04.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan yeni ilke kararı, Allianoi’yi suya gömmek için yeni bir düzenleme getiriyor.
7 Nisan 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan, “Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu” nun yeni İlke Kararıyla, 717 Sayılı İlke Kararının 2. Maddesinde yapılan değişiklikler şöyle özetlenebilir:
Barajların, planlanan alanın dışında başka bir yerde yapılmasının kamu yararı ve hizmet gerekleri ile bilimsel ve teknik açıdan mümkün olmadığının, korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının bulunduğu alanlarda yapılmasının aynı sebeplerle kamu yararına uygun olduğunun, Kültür ve Turizm Bakanlığınca, üniversitelerin ilgili bilim dallarındaki öğretim üyeleri ve yatırımcı kuruluş temsilcilerinden oluşan en az beş kişilik bir komisyon tarafından tespit edilerek önerilmesi ve bu önerinin ilgili koruma bölge kurulunca kabul edilmesi durumunda;
a) Barajdan etkilenecek veya baraj suları altında kalacak korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına yönelik uygulamayı belirlemek üzere alanın büyüklüğü ve özelliğine göre Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgili kuruluşlar tarafından, üniversitelerin konuyla ilgili öğretim üyelerinin (arkeolog, sanat tarihçi, şehir plancısı, mimar, jeoloji mühendisi, restorasyon ve konservasyon uzmanı vb.) yer aldığı Bilim Komisyonu oluşturulmasına ve bu komisyonun baraj inşaatı sona erene kadar çalışmalarını sürdürmesinin sağlanmasına,…”
Burada dikkati çeken husus, barajın yapılmasına eskiden DSİ tarafından karar verilirken, şimdi “yatırımcı kuruluş temsilcileri” nin de içerisinde yer aldığı ve nasıl oluşturulacağı belirsiz bir kuruluş tarafından karar verilecek olmasıdır. Hangi yatırımcı kuruluş kendi yapacağı yatırım için gereksizlik kararı verir !.. Bu tek kelimeyle trajikomik bir durumdur.
Tarihi eserlerimizin kaderi, daha önce DSİ’nin elindeydi; yeni düzenlemeyle, aralarında YATIRIMCI KURULUŞ temsilcisinin de bulunduğu, 5 kişilik bir komisyonun vicdanına terkedildi…TABİAT ve KÜLTÜR VARLIKLARIMIZ’ın baraj suları altında bırakılıp bırakılmayacağına karar verecekler arasında sermayedarların da bulunacağını Resmi Gazetemizde, hayretler içinde okumuş bulunmaktayız. Kültür Bakanlığı Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, “Korumamak için mi yapmıştır bu düzenlemeyi” diye sormadan edemiyoruz.
717 sayılı İlke Kararının 3. maddesi ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“ 4/10/2006 tarihi itibarı ile yapımına başlanmış veya yapımı tamamlanmış ancak faaliyete geçmemiş, inşaata başlandığı aşamada alanında korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanları bulunan baraj inşaatlarında korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının korunmasına ilişkin konuların ilgili koruma bölge kurulunca değerlendirilmesine,
Koruma bölge kurulu tarafından taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının bulunduğu alanlarda yapılan barajların tamamlanarak faaliyete geçmesinin uygun bulunması halinde, taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının korunmasına ilişkin önerilerin 2. maddenin (e) ve (f) bentlerinde belirtilen ilkeler doğrultusunda ilgili kuruluşlar tarafından proje halinde hazırlanarak değerlendirilmek üzere koruma bölge kuruluna sunulmasına, koruma bölge kurulunun alacağı karar doğrultusunda korumaya ilişkin uygulamaların ivedilikle gerçekleştirilmesine karar verildi.” denilmektedir. Yani, karar verilecek ve hemen uygulamaya geçilerek yargı müdahalesine zaman tanınmayacaktır. Bunca mahkeme kararına karşın, tarihi gömmek için bu acele niye. “İvedilikle” derken, karar alınır alınmaz Allianoi’nin üzerinin örtülerek gömülmesi mi amaçlanmaktadır.
“Barajların, planlanan alanın dışında başka bir yerde yapılmasının kamu yararı ve hizmet gerekleri ile bilimsel ve teknik açıdan mümkün olmadığının, korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının ve arkeolojik sit alanlarının bulunduğu alanlarda yapılmasının aynı sebeplerle kamu yararına uygun olduğunun, Kültür ve Turizm Bakanlığınca, üniversitelerin ilgili bilim dallarındaki öğretim üyeleri ve yatırımcı kuruluş temsilcilerinden oluşan en az beş kişilik bir komisyon tarafından tespit edilerek önerilmesi ve bu önerinin ilgili koruma bölge kurulunca kabul edilmesi durumunda” diye değiştirilen 2. madde, yetkili kurum olarak, DSİ’yi kaldırarak, “ilgili kuruluşlar” ifadesine yer veriyor. Yatırımcı kuruluş temsilcileri de (yerli ya da yabancı sermaye), kurulda yer alacaktır. Üstelik bu 5 kişinin hangi kurumlardan, hangi oranlarda seçileceği de belirsizdir. Diğer bir belirsizlik de baraj yapımının gerekliliğinde göz önünde tutulacak kriterler ve ilkelerin ne olduğudur. Burası, kamu yararı gibi, herkese göre farklı algılanabilecek bir tanımlama ile geçiştirilmiştir.
Yeni çıkarılan bu ilke kararı ile mücadelemizin önü kesilmek istenmekte, bir oldu bitti yaratılmaya çalışılmaktadır. Bilirkişilerin verdiği raporlara göre karar veren bağımsız yargı yerine, kapalı kapılar arkasında yatırımcı kuruluşla birlikte karar verilecektir. Bunun anlamı şudur: Arkeolojik ve doğal sit alanlarının sulara gömülmesinin önündeki engeller kaldırılmak istenmektedir.
Bizler, şimdi mücadeleyi daha da yükselteceğiz. Ama yalnızca davalar açarak değil, bugüne değin yanımızda olan Odalar, üniversitelerin Arkeoloji, Sanat Tarihi Bölümleri, Mimarlık ve Peyzaj Mimarlığı bölümlerinin yanı sıra daha geniş kesimleri de mücadeleye katarak, saflarımızı daha da sıklaştıracak; tarihimize, kültürel eserlerimize, değerlerimize var gücümüzle sahip çıkacağız."
... More items are available in my News Archive